29.7.2014 - Reklam | Gizlilik | İletişim | RSS

Patron Mutlu Son İstiyor oyuncuları röportaj

Sinema | 0 Yorum↓ | 12 Eylül 2013 Perşembe, 9:40 | Güncelleme: 9:40
788 kişi okudu
reklam

Ersin Korkut‘Patron Mutlu Son İstiyor’ filminin Ürgüp’deki setinde filmin üç başrol oyuncusu Tolga Çevik, Ezgi Mola ve Ersin Korkut’a ruh sağlıklarını nasıl koruduklarını, şöhretle nasıl baş ettiklerini sorduk.

Kadınlar tuvaleti sorumluluğundan baş rollere yükselen Korkut, şöhretin ne ölçüde tehlikeli olduğunu ‘Bir bakıyorsun şaraba bağlamış gitmişler’ sözleriyle dile getirdi. Şöhret olmanın hayallerini ilk kez 7 yaşında kuran Tolga Çevik, ‘Şöhret beni avucunun içine alacak kadar vazgeçilmez değil’ derken Ezgi Mola bu konuda ‘Çekimler bitip özel hayatlarımıza döndüğümüzde rol çalmaya gerek yok’ yorumunu yaptı.

Ersin Korkut, ‘Patron Mutlu Son İstiyor’da taksi şoförü ‘Lokman’ın canlandırıyor. Korkut, ilk mesleği olan taksi şoförlüğünden olan deneyimleriyle ‘Lokman’a oldukça hakim.

Şöhretle aranız nasıl? Şöhretin güzel yönler var, insanlar beni görünce mutlu oluyor. Onları mutlu ettiğim için ben de mutlu oluyorum. İnsanların televizyonda, sinemada yaptıklarını sokakta istemesi gibi olumsuz yönleri de var elbet. Bir keresinde sokakta yürürken karşılaştığım alkollü 8-9 kişi beni aralarına alıp bir reklam filmindeki repliklerimi 25 kez tekrarlattılar. Ne diyeyim? Sert yapamıyorum ki. O zaman ‘Seni buralar biz getirdik’ diyenler oluyor.

Hiç şöhretin pençesine düştünüz mü? İsim vermeyeyim, arkadaşlarımın arasında şöhretin pençesine düşüp, geldiği yeri unutan, şımarıklık sendromuna yakalananları gördüm. Aile bağları koparsa ego farklı yerlere gidiyor. Bazıları parayı bulup ‘Ben oyuncu oldum’ diyenler var. Ben şöhretin pençesine nasıl düşülmeyeceğini BKM’de Yılmaz Abi’den, Altan Erkekli’den, Demet Akbağ’dan gördüm, öğrendim. Bir oyuncuya iki yıl hiç bir teklif gelmediği zaman bir bakıyorsun ‘Nerede bu adam?’ diyorsun. ‘Bir bakıyorsun gitmiş, şaraba bağlamış yitip gitmiş. Bu tarz durumda olan oyuncuları da gördüm, Yılmaz Abi, Altan Erkekli, Demet Akbağ gibi oyuncuları da. Bu nedenle Allah’a şükür şöhretin pençesine düşmedim.

Hayalini kurduğunuz konumda mısınız? Oyunculukla ilgili hiç hayal kurmamıştım ki. BKM’de tuvalet temizleme işinden başlayıp çaycılığa kadar her işi yaptım. Kadınlar tuvaleti sorumlusuydum. Erkekler tuvaleti sorumlusu olmak isterdim. Sonra yavaş yavaş dekorculuğa kadar yükseldim. Cem Yılmaz’ın sahnesini temizlerdim. Sonra hep oradaki oyuncuları gözlemledim. Cem Yılmaz’ın repliklerini ezberleyip arkadaşlara Kürtçe olarak stand-up yapardım. Ömür boyu tuvalet temizleyiciliği, çaycılık yapmak istemediğim için Yılmaz Abi’den beni sahneye çıkarmasını rica ettim. Bana bir şans verdi e buralara geldik. O şansı vermemiş olsaydı hala kadınlar tuvaletini temizliyor olacaktım.

Hayallerinizi ne ölçüde gerçekleştirdiniz? Ev sahibi olma hayalim vardı, oldu. Anneme-babama da aldım. Kendime ne alırsam annemle-babama da alırım. Kardeşlerimi yurt dışında okutuyorum. İşte bütün bu hayallerimi gerçekleştirdim. Hayat hikayemi sinema filmi olması yönünde hayalim var. İbrahim Büyüküak, hayat hikayemi senaryolaştırıyor. Dilerim o hayalim de gerçekleşir.

TOLGA ÇEVİK: ŞÖHRET AVUCUNUN İÇİNE ALACAK KADAR VAZGEÇİLMEZ DEĞİL İlk senaryo yazarlığını ‘Sen Kimsin’ ile hayata geçiren Tolga Çevik, ‘Patron Mutlu Son İstiyor’da senaryo yazarı ‘Sinan’ı canlandırıyor.

Bir önceki filminiz ‘Sen Kimsin’i 1 milyon 900 bin kişi izledi. Tatmin oldunuz mu? Aslına rakamsal olarak tatmin olmadım. Rakamın beklediğimizden az olmasına neden olan bazı etkenler vardı, gösterime girdiği tarih gibi. Ne var ki benim için çok eğitici bir film oldu. Çünkü ilk kez yazdığım bir hikaye film haline getirildi. Bu anlamda çok mutlu oldum. Yazdığım bir başka hikaye daha var. Onu da film haline getireceğiz.

Neden ardı ardına filmler çekmeyi tercih etmiyorsunuz? Ben bir iş tuttu diye arkasından 3, 5, 7 tane daha yapmayı sevmiyorum. Bir ara verip, izleyicinin özlemesini istiyorum. Ara vermek aslında hayırlıdır. Bu sözlerimden çalışmak, üretmek istemediğim anlamı çıkmasın. Zaten hep çalışıyorum, üretme çabasındayım. Bu ürettiklerimin ne zaman hayata geçmesi konusunda aceleci olmamaya çalışıyorum. Ürettiklerimin insanlara en hazır haliyle en doğru zamanda ulaşmasından yanayım.

Türkiye’den ve yurt dışından bir çok ödül kazandınız. O ödüllerin getirisi ne oldu? Ne yazık ki Türkiye, ödüle çok saygı duyan bir ülke değil sanıyorum. Yurt dışında alınan ödüller oyuncuların ücretlerini 5′e katlar. Bizim ülkemizde 55 tane de ödül alsak durum değişmez, garip bir ülke. Bizde ödülün sadece onore etme misyonu var.

Şöhret sizi ne kadar ilgilendiriyor? Vallahi şöhret çok güzel bir şey. Şöhret olmak ilkokul 1′nci sınıftan beri kurduğum bir hayaldir. Hep ‘Ben güzel işler yapayım, insanlar beni tanısın’ der dururdum. Bu nedenle şöhret benim için çok önemli. Ne var ki şöhret beni avucunun içine alacak kadar da vazgeçilmez değil. Tevazuyu elden bıraktığımız an geçmiş olsun. O zaman o şöhretin pek bir kıymeti kalmaz.

Şımarıklık sendromuna yakalanmamak için özel çaba harcıyor musunuz? Şımarıklık sendromuna yakalanmamak için harcanan çabanın ilk adımı bir aile kurmaktır. Aileye önem veren birinin orası burası oynamaz. Bekar olanlar için de şöhret kişiyi değil, kişi şöhreti kontrol etmeli. Şöhret ne ki? Bir lokantaya gidince insanlar ‘Ooo, Tolga Bey buryun’ deyip bir sıcak ilgi gösterir. O kadar. Şöhreti daha ötede yaşamak zarar verici olur. Sonuçta hepimiz aynı suyu içiyoruz, aynı toprağa gömüleceğiz. Çocuk büyütüyoruz, adımlarımızı ona göre atmalıyız.

Çocuk büyütmekle şöhret bağlantısı nedir? Çocuklarım 20 yaşlarına geldiğinde elbette ‘Baba bizim için ne yaptın? diyeceklerdir. Ben onlara olabildiğince maddi yatırım yapma ve babalarıyla gurur duyacakları işler yapmak istiyorum. Bu şöhret denilen şey sonsuza kadar sürecek mi bakalım? İşler ters giderse ‘Baba neden önlemini almadın’ demezler mi? Ben ne diyeceğim? ‘Ya kusura bakmayın ben şöhretin pençesindeydim’ mi?

EZGİ MOLA: ROL ÇALMAYA GEREK YOK Ezgi Mola, ‘Patron Mutlu Son İstiyor’da otel işletmeciliğinden rehberliğe kadar her işin üstesinden gelen cengaverliğiyle ‘Eylül’ün kendisine benzemesinden dolayı oldukça mutlu.

‘Patron Mutlu Son İstiyor’da neden yer aldınız? Ben BKM Mutfak’ın ilk ekibinde yer almıştım. Bu nedenle BKM Yapım ile daha önceden bir tanışıklığım vardı. Yılmaz Abi ile 2004′den beri tanışıyoruz. Hiçbir zaman da kopmadık. Yılmaz Abi aradı, ‘Bir hikaye var, okursana’ dedi. Ben de okudum. Ondan sonra da kendimi Yılmaz Abi, Tolga ve sevgili yönetmenimiz Kıvanç ile ofiste buldum. Hikayeyi çok sevdim, Yılmaz Abi’nin kalemini de çok seviyorum. Karşımda da Tolga vardı. Bütün bu güzellikler bir arada olunca daha ne olsun? Tadından yenmez. Ben gerçekten şanslıyım. Allah, nazar derdirmesin kariyerim boyunca kendisi de yaptığı iş de hep iyi olan insanlarla çalıştım. ‘Patron Mutlu Son İstiyor’da da iyi iş yapan iyi insanlarla birlikte çalışıyorum.

Oyunculukta kendinizi nasıl konumlandırıyorsunuz? 15 yaşından bu yana sevdiğim işi yapıyorum. Oyunculuk yapmaktan hem keyif alıyorum hem de para kazanıyorum. Bir de üstüne iyi insanlarla çalışınca az önce de dediğim gibi çok şanslı biri olmalıyım. Şu anda neredeysem demek ki olmam gereken yer orası. İnsan bir yerde şansını kendisi belirliyor, durmak isteğimiz yer neresiyse orada duruyoruz. Şartları farklı değerlendirecek olsaydım başka bir yerlerde de olabilirdim.

Nerede olurdunuz? Burada, bu karavanda… Bin bir tane alternatif var, onu demek istiyorum. Ben şu anda kariyerimin hangi noktasındaysam orada olmayı ben seçtim. Neresinde olursam olayım, bu konuda hiçbir şikayetim yok. Mutlu ve huzurluyum. Hiçbir pişmanlığım yok, geçmişe dönüp ‘Keşke’ demem söz konusu değil. Bir iş olduğunda aranan biriyim. Çok sevdiğim insanlardan bir iş geldiğinde Ben bu rolde mutlu olmam. Beni affedin’ diyebilecek kadar seçme özgürlüğüne sahibim. Bu özgürlükte beni oldukça mutlu ediyor.

Şöhretle aranız nasıl? Şöhret yaptığım için bir parçası. ‘Şöhret beni hiç ilgilendirmiyor’ dersem büyük yalan söylemiş olurum. Hani bazı söylemler vardır ya ‘Hiç egom yok’ şeklinde. Benim var, hepsi de var. Çünkü sürekli göz önünde olan bir iş yapıyorum. İnsanların beni izlemesini istemeyi tercih ettim ki oyuncu oldum. ‘Kendimi bozmadan oyunculuk yapıyorum’ gibi klasik cümleler de kullanmak istemiyorum. Sonuç olarak ne istiyorsam onu elde ediyorum.

İşini yapıp eve giden oyunculardan olmak aslında iyi midir yoksa… Yaptığımız işi tamamladıktan sonra özel hayatlarımıza döndükten sonra rol çalmaya gerek yok. Sorumluluklarımızı hakkıyla yerine getirelim, derslerimize iyi çalışalım, biz de keyif alalım bizi izleyen de. Daha fazlasına gerek olmadığını düşünüyorum. Rol çalmaya ihtiyacı olanlar yapıyor zaten. Demek ki işlerinde bir şeyler eksik kalıyor ki teknik desteklere ihtiyaç duruyorlar. İşlerinde kendilerini yeterince ifade edemedikleri için iş dışında konuşmak, kendilerini göstermek istiyorlar.

Mütevazi bir kişiliğe sahip olmak oyunculukta ne kadar geçe akçe? Oturup da ‘Mütevazi olursam bunlar olur, olmazsam bunlar olur’ diye bir hesap içine girmiyorum. Öyle gelişiyor. Ben iyi işler de rol alıp mutlu oluyor muyum? Evet oluyorum. Mütevazi olduğum için mi böyle oluyor bilmiyorum. İçimden geldiği davranıyorum.


UYARI: Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılan yorumlardan Daily Haber veya DailyHaber.com sorumlu tutulamaz.